Yılın Otomobili

2021’de yılın otomobili Toyota Yaris oldu; tebrik ederim 👏. Sektörün en prestijli ödülü sayılan kısa adıyla COTY (car of the year) ünvanı Türkiye dahil deneyimli otomotiv basın üyelerinin oylarıyla tek bir araca veriliyor. Şöyle bir görüşüm var: 2021 yılında bu ödülün hibrid bir otomobile verilmesi sektörün elektrifikasyona bakışını güzel anlatıyor. Otomotivin büyük oyuncuları ve ihtisas basını otomotiv elektrifikasyonu hakkında şu mesajı veriyor: “Bizim tarafımızdan bizzat yönetilen, temkinli, planlı ve kontrol altında bir değişim yaşıyoruz.”

Gelgelelim gerçek durum bundan çok farklı: Sektörünün büyük oyuncuları otomotivdeki değişimin yöneticisi değil sadece izleyicisi. Şöyle ki: Hibrid oto sofistike bir tasarım, bir otomobil sever olarak detaylara indiğimde bende de hayranlık uyandırıyor. Hem benzinli hem de Elektrikli motora sahip olan bu otomobiller iki motoru zaman zaman beraber kullanarak, yeri geldiğinde benzinli olanın elektrikliye güç veren bataryayı şarj edeceği şekilde kullanarak hem yakıt tasarruflu, hem düşük emisyonlu hem de durup şarj etme sıkıntısı yaşamadan (depoya benzin doldurarak) kısmen elektrik kısmen de içten yanmalı motorun ürettiği enerji ile uzun mesafeler seyahat etmenizi sağlıyor. İşte sektörün büyükleri otomotivdeki değişimi de aynen böyle yaşadıklarını düşünmek istiyorlar: Varolan tasarımı yeni dinamiklere göre biraz revize edip, kurulu düzeni pek de bozmadan, rahatımız kaçmadan aynen devam. Benzer bir örneği geçenlerde Stellantis markalar grubunun duyurulması ile yaşadık. PSA (Peugeot, Citroen, DS, Opel, Vauxhall) Grubu, Fiat – Chrysler (Fiat, Maserati, Alfa Romeo, Lancia, Abarth, Chrysler, Dodge, Jeep, Ram) grubu ile birleşti. Bu birleşme otomotivdeki büyük değişime bir adaptasyon reaksiyonu idi: Elektrifikasyon sürecine yaklaşık 10 yıl geç başlamış markaların güçlerini birleştirip değişimden fazla zarar görmeden çıkması için stratejik bir hamle. Yanlış da değil: Markaların konsolidasyonu birçok açıdan tasarruf sağlar, tedarik zinciri, ar-ge, bayi ağı, pazarlama vb kaynakların tek potada planlanıp kullanılması önemli bir verim artışıdır. Diğer taraftan üretici markaların nasıl çalıştığını deneyimlemiş biri olarak bu birleşmenin milyonlarca Euro bütçesi olduğunu ve daha önemlisi en mütevazi tahminle yüzlerce kişinin en az birkaç yıl süreçle emek harcadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu konsolidasyonun beklenen etkiyi yaratıp yaratmayacağı da tartışma konusu; tarihte başarılı olan kadar başarısız birleşme örnekleri de var.

Elbette bu ölçekte alınan kararların doğruluğunu sorgulamak bana düşmez ama sektörünü seven biri olarak en azından şunu sorabilirim: Bu kadar emeği birleşme yerine dünyanın evrildiği, teknolojinin gittiği yere harcasanız acaba kaynakların daha anlamlı kullanımı olmaz mıydı? Bana göre 2021 yılın otomobili seçimi gösterdi ki devir değişti ama sektörümüzde mentalite henüz değişmedi. Yanlış anlaşılmasın, Toyota Yaris şahane bir otomobil; parasını fazlasıyla hak ediyor. Sahip olup zevkle kullanırım. Benzer şekilde içten yanmalı motorun da bir tasarım harikası olduğunu düşünüyorum. Sevgili Nicolaus Otto 1876’da içten yanmalı motoru, asıl adı “ısı motoru” olan dört zamanlı motoru tasarlayarak muhteşem bir iş çıkarmış. Öyle muhteşem ki yakıt enjeksiyonu ve aşırı besleme (turbo vb) sistemlerle geliştirerek hala o temel tasarımı kullanıyoruz. Sesi filan da çok güzel. Hissiyat nefis.

Ama sevgili sektörüm, canım kardeşlerim, deneyimli meslekdaşlarım gözünüzü seveyim fark edelim artık, devran döndü. Olmaz sanıyorduk ama oldu, bataryaya mütevazi bir elektrik motoru takınca otomobil çok güzel gidiyor. Hala ucundan azıcık revize edip bununla idare edeyim demeyelim. Önce olur sanırız ama kalıcı çözüm olmaz. Karmaşık sistemler bunlar, maliyetli, fazla detaylı. Karmaşıklık ve yüksek maliyet kırılganlık demek. Basit ve sade tasarımlar gibi uzun vadede kalıcı olmaz. Bu geçici çözümlere ve hatta biraz ekonomi edeceğiz diye göz boyadığımız dev birleşmelere, re-organizasyonlara harcayacağımız parayı, zamanı, emeği değişimin gerçek yönüne harcayalım. 3 – 5 sene sonra değil belki, ama 10 sene sonra tamamen bağlantılı bir dünyada herşeyi elektrikle yapıyor olacağız; belki evinizde elektrik kesildiğinde enerjinizi bile şebekenize bağladığınız olan otomobilinizden alacaksınız. Yatırım yapacaksak akıllı şebekelere, otonom sürüşe, yapay zekanın otodaki kullanım alanlarına, pilin verimini artırmaya, üretici ile tüketici arasında direkt kurulan bağla yürüyen yeni perakende satış sistemlerine, paylaşımlı araç sahipliği modellerine harcayalım. Elin adamı 0 (yazıyla sıfır) dolar pazarlama bütçesi harcayarak dünyanın en değerli markasını yarattı. Nasıl oldu? İdare etmeden, lafı çevirmeden, sadece sonuca odaklanarak oldu. Anlayalım artık: Gelecek tamamen elektrikli. 100 metre koşucusu fazla kaslıdır, maraton koşamaz. Karar verelim artık: 100 metre koşup seyirciye hava mı atacağız, maraton koşup uzun vadede kalıcı çözüm mü yaratacağız?

Bir Cevap Yazın