Kategori arşivi: Yaşam

Ulusların Düşüşü (Why Nations Fail) – Kitap Özeti

Türkçe’ye “Ulusların Düşüşü” olarak çevrilen, (orijinal ismi Why Nations Fail olan) kitap, ulusal açıdan güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenini, ekonomik eşitsizliğin nedenlerini inceleyen bir çalışma. Biri Türk olan yazarlar Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, örnekler üzerinden giderek az gelişmişliğin coğrafya, iklim veya diğer kültürel faktörlerden değil, siyasi kurumlar ve bunların işleyişinden kaynaklandığı sonucuna varıyor. Popüler tabiriyle “coğrafya kader değil” ana fikrini işliyor.

Ulusların Düşüşü (Why Nations Fail) – Kitap Özeti yazısına devam et

Rallici deyip geçmeyin

Bugün size enteresan bir karakterden bahsedeceğim: Ralli pilotu. Bu karakter özelinde, sporculukla ilişkilendirilebilecek ama tüm sporculara genellemenin zor olduğu bazı kişisel boyutlar tarif edeceğim. Bu yazının amacı kendi hikayemi anlatmak değil; belki başka bir zaman. Daha önemli bir mesajım var: Uzun yıllar içinde bulunduğum ortamlardan yola çıkarak adına “sporcu” dediğimiz kompleks karakterin, genel açıdan birçok spor dalıyla bağdaştırabileceğimiz ama özellikle karmaşık yapısıyla (günler süren yarışlar, pilot-kopilot uyumu, takım faktörü, finansal şartlar, doğal ortamın belirsizleri vs gibi) bir çok dinamiği içinde barındıran ralli sporunda yoğunlaşan yetkinlikleri nasıl kazandıklarını gözlemleme fırsatım oldu. Bahsettiğim sportif yetkinlikler değil; sportif bir boyutu var ama aslında hayatla ilgili temel becerilerden bahsediyorum.

Rallici deyip geçmeyin yazısına devam et

Bilgi neye yarar?

Bir süredir Kişisel Bilgi Yönetimi (kısaca KBY) adını verdiğim kavram üzerine düşünüyor, araştırıyor, kendimce uyguluyor ve ve hakkında yazıyorum. İngilizce adıyla Personal Knowledge Management (PKM) olarak anılan bu kavram üzerine çalıştıkça, bireyin üretken olabilmek için sahip olabileceği önemli araçlardan biri olduğunu fark ediyorum; bilginin kendisinden daha önemli bir araç.

Bilgi neye yarar? yazısına devam et

Kelimeler dünyayı tarif etmeye yetiyor mu?

Son dönemde şöyle sakince bir düşündünüz mü: Ne olduğunu anlayamadığımız ne çok kavramla karşılaşıyoruz? Ekonomi progamları güzel örnek; ‘finansal türevler’ diyorlar mesela, parayla ilgili olduğunu anlıyor ama tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. 10 yıllık vadeliler, kredi notu filan diyorlar. Az çok fikrimiz var ama hakim değiliz. Bloomberg’de konuşan kişiler sanki havadan sudan konuşur gibi anlamadığımız tabirler kullanıyor; dinleyen “borsada açığa satış yapanlar” diye bir insan ırkı olduğuna inanabilir.

Kelimeler dünyayı tarif etmeye yetiyor mu? yazısına devam et

Karşıtlık beraber var olamaz mı?

Herşeyi doğru ya da yanlış sınıflamasına sokmak istiyor, karşıtlığı sakıncalı görüyor, bir kanıya varmak isteyip belirsizliği sevmiyoruz. Bunun adı uçlarda yaşamak: Doğru olduğunu düşündüğümüzün tarafında olup aksi düşünceyi yanlışlamak, ona sahip olana düşman, ya da daha iyimser tabirle rakip olmak. Bugünün dünyasında karşıt düşüncenin yanlışlığını kanıtlamak, rakibi yenmek önemli.

Karşıtlık beraber var olamaz mı? yazısına devam et

Siyah Kuğu – Kitap Özeti

Ortalığı karıştıran karakterler olur bazen; sivri dilli, zeki, hızlı düşünen, tartışmalı konularda sürekli görüş bildiren, hazırcevap tipler. Lübnan asıllı Amerika’lı yazar ve düşünür Nassim Nicholas Taleb böyle bir karakter. 2008 krizinden önce yarattığı Siyah Kuğu (Black Swan) kavramıyla ortalığı karıştırmakla kalmadı, krizi öngördüğü iddia edilen birkaç kişiden biri olarak tarihe geçti. Bu yazıda belirsizlik ve risk kavramlarına yeni bir bakış açısı getiren ‘Siyah Kuğu kitabı ve aslında bir metafor olan kavramı üzerine konuşacağız. Taleb nadir rastlanan bir hayvana referans vererek yaptığı bu benzetme ile muhtemelen sözlüklere girecek bir bakış açısı yaratıyor. Kendi ifadesiyle iki amacı var: Yerleşik düzende güç sahibi olan ve “sahtekâr” olarak tarif ettiği, çoğu devlet adamı & finans sektörü profesyoneli olan bireyleri ortaya çıkarmak ve belirsizlik diye tarif ettiğimiz ve ısrarla ortadan kaldırmaya çalıştığımız durumun aslında dünyanın gayet normal bir hali olduğunu kanıtlamak.

Siyah Kuğu – Kitap Özeti yazısına devam et

Bilgiyi Dizginlemek

Bu ara nereye baksam teknolojinin hayatımızdan götürdükleri anlatılıyor: Kafamızı akıllı telefonumuzdan kaldıramama, sosyalleş(e)meme, yalnızlaşma, aşırı yoğun olma hali ve bundan kaynaklanan ruhsal sorunlar. Doğru; internet odaklı hayat başta samimi ve yüzyüze iletişim olmak üzere bir çok şeyi elimizden aldı. Peki aynı bağlamda verdikleri olmadı mı?

Bilgiyi Dizginlemek yazısına devam et

Not alma ve Zettelkasten Üzerine

“Bu kadar zor olmamalı” cümlesi sık sık geldi aklıma. Oysa sadece ‘not almak’ gibi basit bir süreç üzerinde çalışıyordum. Karşılaştığım bilgiyi not alarak kaydetmek ve gerektiğinde kullanmak için kolay erişilebilir bir yerde saklamak. Ne araçlar kullandım, ne programlar satın aldım, ne yöntemler denedim bir bilseniz…

Not alma ve Zettelkasten Üzerine yazısına devam et

Notlarının içinde kaybolan adam

Yıl (muhtemelen) 1991, 23 yaşındayım. Bilgisayarların sadece üniversitelerde bulunduğu, hayatımızdaki yerinin okuldaki bilgisayar laboratuvarında ödev yapmakla kısıtlı olduğu günler. Benim de okulla pek ilişkim olmadığı için bilgisayarlar hakkında pek bilgim yok; o zamanlar aklım fikrim otomobiller ve özellikle de motorasporlarında. Bir akşam arkadaşlarımla Ankara Otomobil Sporları Kulübü lokalinde laflıyoruz. O zamanlar kapalı mekanlarda hala sigara içilebiliyor. Ahmet sigarasından derin bir nefes çekip sordu: “Olum, internet diye birşey varmış duydun mu?..” Soruya bak!

Notlarının içinde kaybolan adam yazısına devam et

Korona Günlerinde Bilim-Kurgu

Neydi karantina döneminde beni bilim-kurguya böylesi güçlü şekilde iten? Merak mı? Sanmıyorum; hayatımda yeni bir olgu değil, çocukluğumdan beri okur, izlerim. Boş zaman bolluğu mu? O da değil; son yıllarda zaten epey boş zamanım var, neden özellikle şimdi?

Bu yazı ile şu sorunun yanıtını bulmaya çalışıyorum: Covid-19 salgını ile izolasyonun arttığı günlerde beni bilim-kurguya daha meraklı hale getiren şey nedir?

Korona Günlerinde Bilim-Kurgu yazısına devam et