Notlarının içinde kaybolan adam

Yıl (muhtemelen) 1991, 23 yaşındayım. Bilgisayarların sadece üniversitelerde bulunduğu, hayatımızdaki yerinin okuldaki bilgisayar laboratuvarında ödev yapmakla kısıtlı olduğu günler. Benim de okulla pek ilişkim olmadığı için bilgisayarlar hakkında pek bilgim yok; o zamanlar aklım fikrim otomobiller ve özellikle de motorasporlarında. Bir akşam arkadaşlarımla Ankara Otomobil Sporları Kulübü lokalinde laflıyoruz. O zamanlar kapalı mekanlarda hala sigara içilebiliyor. Ahmet sigarasından derin bir nefes çekip sordu: “Olum, internet diye birşey varmış duydun mu?..” Soruya bak!

Okumaya devam et Notlarının içinde kaybolan adam

Korona Günlerinde Bilim-Kurgu

Neydi karantina döneminde beni bilim-kurguya böylesi güçlü şekilde iten? Merak mı? Sanmıyorum; hayatımda yeni bir olgu değil, çocukluğumdan beri okur, izlerim. Boş zaman bolluğu mu? O da değil; son yıllarda zaten epey boş zamanım var, neden özellikle şimdi?

Bu yazı ile şu sorunun yanıtını bulmaya çalışıyorum: Covid-19 salgını ile izolasyonun arttığı günlerde beni bilim-kurguya daha meraklı hale getiren şey nedir?

Okumaya devam et Korona Günlerinde Bilim-Kurgu

Köyde Doğal Ev Yapma Hevesi — 5

Köy evimiz bitti sayılır. Bundan sonrası detay, yapsak da olur yapmasak da. Epey geciktirdim bu yazıyı; aslında 2018 sonunda yazmaya başladım ama sonra bir türlü elim gitmedi. Neden bilmiyorum, belki hiç bitmesin istediğim, sonuçtan çok süreci sevdiğimi fark ettiğim için? Ama şu ara, artık (evin varlığı sağolsun) hayatımdaki çoğu şeye farklı bakarken ve aklıma yeni fikirler düştükçe benim için çok değerli bu sürecin kapanışını yapmak istiyorum. Bu kez amacım teknik boyutlara girmek değil, bundan önceki yazılar zaten yeterince tanımlıyor süreci. Bu yazının ana konusu sonraki adımlar: Evimizi yaptık (ben & kız arkadaşım Özge) ve bir yıldan fazla süredir içindeyiz. Peki ne hissediyoruz? Hayatımızdaki yerini nasıl tarif ederiz? Ve herşeyden önemlisi şimdi ne olacak? Köyde yaşam artık hayatımızın ana amacı mı yoksa farklı bir ihtiyaç oluştu mu kafamızda?

Okumaya devam et Köyde Doğal Ev Yapma Hevesi — 5

Köyde Doğal Ev Yapma Hevesi — 4

Bu yazı serisine başlayalı altı ay olmuş. Evi yapma proje için fiili olarak harcadığım zaman da (aralıklarla olmak üzere) aşağı yukarı 45 gün civarı tutuyor. Şu ana kadar projede harcadığım toplam para kuruşu kuruşuna 73,000 (yazı ile yetmişüçbin) lira. Eylül’deki kaba inşaattan sonra yaptığımız işler elektrik tesisatı, su tesisatı, çatı katının içten — dıştan, alt katın ise dıştan sıvasının yapılması ve son olarak da bahçeye ağaç ekimi oldu. Ve bastıran kışla beraber artık birkaç aylığına paydos zamanı. Nisan gibi tekrar başlayacağım. Ama haberler iyi: Köyde ev yapma havesimiz artık sadece hayal değil gerçek!

Okumaya devam et Köyde Doğal Ev Yapma Hevesi — 4

Bir strateji olarak yapıcı düşünme

Çok yöntem denedim: Gayret, daha çok gayret, aşırı gayret, planlama, daha önceden planlama, daha detaylı planlama, her ihtimali göz önünde bulundurmaya çalışma, öngörü, lobi yapma, üretkenlik, daha çok üretkenlik ve daha nicesi. Çoğu tecrübeye dayalı ve emek bazlı yaklaşımlar. Hepsi iyi. Ama ilginç bir sonuca vardım: Bu yöntemlerin hiç biri istediğiniz sonuca yapıcı bir yaklaşımla odaklanmak kadar iyi sonuç vermiyor.

Okumaya devam et Bir strateji olarak yapıcı düşünme

Köyde doğal ev yapma hevesi — 3

Nasıl oldu anlamadım ama oldu: İki hafta içinde kaba inşaatını bitirdim Behramkale köyündeki evimin. Hayal ettiğim kadar ekolojik olmadı ama elden geleni yaptım. Diğer taraftan hayal etmediğim kadar kapsamlı bir iş oldu: Amacım köy evime bu sene için büyük adım atmayıp sadece klasik bir çatı yapmaktı. Ama öyle olmadı, elimi verince kolumu alamadım. İnşaat ustalarımın akıl almaz becerisi, iyimserliği ve sürekli desteğiyle durmak bilemedik ekip olarak. İşte size amatör köy inşaatçısının enteresan ev yapma macerası…

Okumaya devam et Köyde doğal ev yapma hevesi — 3

Köyde doğal ev yapma hevesi — 2

Gittim geldim Kaz Dağlarına. “Ekolojik Mimari — Ormanda Ev Yapma” atölyesi adında bir çalışmaya katıldım. 9 gün boyunca kestik, ölçtük, biçtik, çaktık, diktik, yerleştirdik ve daha nice bizler için yeni olan şey yaptık. Hem eğitimin organizatörü Harmonia’nın kendi arazisinde yaşayacak olan ekolojik ev için çalıştık hem de kendi evlerimiz için fiziksel ve fikirsel cimnastik yaptık. Beklediğimden farklı içerikte, sonunda yarattığı etki açısından beklemediğim kadar derin bir deneyim oldu.

Okumaya devam et Köyde doğal ev yapma hevesi — 2

Köyde doğal ev yapma hevesi

Geçen yıl Behramkale’de bir köy evi aldık. O günden bugüne araştırıyoruz bunu nasıl adam edelim, yaşanır hale getirelim diye. Okuyoruz, soruyoruz, atölye çalışmaları araştırıyoruz, mimarlarla çalışıyor ve hatta projelendiriyoruz. Hala netleştiremedik ne yapacağımızı, ne zaman ve nasıl işe başlayacağımızı. Ama epey bir bilgi birikimimiz oldu, olmaya da devam ediyor. Baktık ki kayıt altına almayınca kayboluyor detaylar, kaydedelim ki bir işe yarasın, biz keşfettikçe başkasına da faydalı olsun istedik. Umuyorum bu bir yazı dizisi olacak zaman içinde. Buyrun, okuyun, istediğiniz gibi faydalanın.

Okumaya devam et Köyde doğal ev yapma hevesi

Hayatta & ayakta kalma rehberi

Herkesin farklı bir ruh halinde olduğu ilginç bir dönemden geçiyoruz; kimi isyan, kimi biat ediyor, kimi özgürlük kimi yaşam güvencesi arıyor Türkiye’de. Farklı nedenler ve motivasyonlarla olsa da bu arayış artık ortak bir toplumsal çaba.

Herkesin kendi hayat görüşü ile yorumlayıp değişik anlamlar yüklediği bir arayış bu: Uzun yıllar sindirilmiş olduğuna inanan dini bütün bir kesim sonunda inançlarına daha uygun bir ülke, bunun nasıl bir istismar imkanı yarattığını bilen fırsatçı kesim sonunda kısa yoldan zengin olabilecekleri bir ortam, durumun Atatürk’çü modern Türkiye’nin yok olması anlamına geldiğini düşünenlerin ise isyan ederek bu duruma engel olma yollarının arayışı.

Bir de farklı yollar deneyip sonra daha mütevazi bir arayışa dönmüş olanlar var; ben onlardan biriyim. İdealler peşinde koştuğum yıllar ardından artık sadece mutlu ve sağlıklı yaşamayı umduğum çağdaş bir yaşam alanı arıyorum.

Dedim ya, çok daha büyüktü aslında aradıklarım, uzun süre sadece kendi ülkemi değil dünyayı da değiştirmek mümkün diye düşündüm. Sonunda anladım ki durum pek öyle değil; değiştirmeye çalıştığımız düzenin parçasıyız aslında. Ve değiştirme çabamız da aslında bu sürece hizmet ediyor. “Değiştirme çabası nafile, uğraşmayın boşuna” değil mesajım. Sadece fark ettim ki aslında bireysel açıdan baktığımızda ortada değiştirilebilecek bir şey yokken değiştirme çabasına girişmişiz. Bir çok dişliden oluşan bir makinenin parçalarıyız sanki; aynı düzenin farklı işlevleri olan birer parçası olduğumuzu görmeyip, değişim adını verdiğimiz çaba ile çalışarak fark yarattığımızı sanıyoruz. Aslında çaba gösterdikçe sisteme katkıda buluyoruz.

Sistemin ayakta kalabilmek için aykırı görünenlere de ihtiyacı var. Ben ise sisteme değil kendime ve sevdiklerime hizmet etmek istiyorum artık.

Çıkmaz yol: Alternatifsizlik

İçinden geçtiğimiz sürecin enerjisi, özellikle de “direndiklerini” düşünenlerin çözümsüzlükleri nedeniyle öylesine güçlü ki, kendini akışa bırakmayan bireyin sonu hemen çoğunlukla hayal kırıklığı olmaya mahkum. Zaman zaman küçük zaferler kazanmak mümkün, ama savaşın bütününü kazanmayı beklemek imkansız. Bunun (bugün için) basit bir nedeni var: Hayal ettiğimiz çağdaş hayatı bize yaşatacak farklı bir sistem alternatifimiz yok. Özlemle eskiyi anarak sarılmaya çalıştığımız günler öyle geçmişte kalmış, bugüne taşınamayan ve taşısak da ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzak bir olgu ki ortada koruyacak eski bir şehir efsanesinden başka bir şey yok: Atatürk’ün mirası modern Türkiye’yi geçen on yıllar içinde yiyip bitirmişiz hep beraber. Yerine bir şey koymadan, üstüne bir şey koymayı hayal bile edemeden, tuhaf bir koruma güdüsüyle tüketmişiz modern Türkiye dediğimiz yapıyı. Ve daha önemlisi bugün onun düşmanı olduğunu düşündüklerimizi (birey, topluluk ya da inanışları) yıllar boyu görmezden gelip küçümseyerek yok saymışız.

Korumaya çalışılan her olgu gibi bizimki de er ya da geç kaybedilmeye mahkum aslında. Nefes alma kabiliyetini yitirmiş birini suni yöntemlerle ne kadar yaşatabilirsiniz? Bana göre bugün yapmaya çalıştığımız şey, biz adına her ne kadar “direniş” gibi seksi kavramlar yüklemeye çalışsak da, aslında en iyimser tabiri ile hayal ettiğimiz hayati yaşatmak için yaptığımız suni bir teneffüsten başka bir şey değil.

Rehber

Ama bu yazının asıl konusu içinde bulunduğumuz durumun tespiti değil. Bu hassas ve göreceli konuda benim görüşümün aksini savunanlar olacak, her bakış açısı da bir boyutu ile tutarlı ve gerçekçi görünecektir. Aynı görüşte olsam da olmasam da bu konudaki fikrin her türlüsüne saygım var.

Diğer taraftan yaklaşmakta olduğunu düşündüğüm ve hepimizi zorlayacağını düşündüğüm yakın dönem hakkında kimi kolaylaştırıcı yöntemler önermenin, en azından üzerine düşünülmesini sağlamaya çalışmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yazıdaki amacım benzer düşünen ama çıkar yol bulmakta zorlanan bireylere seslenmek ve kendimce bugünün gerçekleriyle uyumlu bulduğum bir dizi aksiyon sıralamak. Şunları öneriyorum:

  1. Sistemsel bir çözüm beklentisinden vazgeçin: Bu karmaşada size sizden başkası kalıcı olarak yardımcı olamaz. Hükümet, muhalefet, parti, ideoloji vs — hepsi boş. Değil gibi görünüyor, kimi zaman ürettiğiniz küçük bir fark ile makul bir kazanım oldu gibi hissettiriyor ama uzun vadede sizin beklediğiniz sonucu üretmiyor. Varolan politik sistemin içindeki (muhalefet partileri dahil) hiç bir yapıyla vakit kaybetmeyin. Biri diğerinden iyi değil. Hepsi aynı çözümsüzlüğün bir parçası.
  2. Geleceği öngörmeye çalışmayın: Bu mümkün olmayan bir beklenti. Mümkün olan boyutları da sizin için büyük fark yaratabilecek konular değil. Büyük etki yaratacak olan toplumsal ya da ekonomik olayları tam olarak tahmin etmek imkansıza yakın. Seçim, referandum vb olayların sonucunu ya da ekonominin gidiş yönünü öngöremeyeceğinizi kabul edin. Bu kabulleniş sizi rahatlatacak, iniş çıkışların olduğu ortamda fiziksel, sosyal ve finansal anlamda hayatta kalmanıza yardımcı olacak. Belirsizliğe alışın, onunla barışın.
  3. Birey olarak ne aradığınız üzerine odaklanın: Hayal ettiğiniz hayatı aklınızda resmetmeye çalışın. Hedefleri görselleştirmek hem kısa hem de uzun vadede işe yarar. Eğer netleşebilirseniz kimi zaman bilinçli bir plan ile kimi zaman da farkında olmadan ona doğru adım atmaya başlarsınız.
  4. Kırılganlıklarınızı azaltın: Kırılganlıktan kasıt krizlere, şoklara karşı dayanıklı olmama hali. Örn: Kredi borcunuz çoksa ya da yüksek maliyetli bir hayatınız varsa ekonomik olarak kırılganlıklarınız var demektir. Bunları adım adım azaltmaya çalışın. Yenilerini yaratmayın. Tabir yerindeyse yaşamınızın ‘ayak izini’ küçültün: Daha küçük bir ev, daha az maliyetli bir yaşam, fiziksel açıdan daha mütevazi beklentileri olan bir hayat görüşü gibi. Benzer şekilde herhangi bir siyasi görüşü destekliyor ve onun güç kazanmasından şu ya da bu şekilde bir fayda bekliyor olmak da bir kırılganlık. Bu sistemin sizi daha iyi bir hayata taşıyabilmesi mümkün değil.
  5. Sizin gibi düşünenlerle yakın olun: Kırılganlıkları azaltmanın bir sonraki adımı size benzeyen insanlarla bir ve beraber olmanız. Topluluk kavramının yeniden keşfedilmeye en çok ihtiyacı olan zamanlardan geçtiğimiz fark edin ve buna doğru adım atın: Sevdiklerinizle daha çok görüşün, onlara yardımcı olun, size yardımcı olmalarına izin verin. Size yakın insanlarla iş ve ticaret yapın, birbirinize destek vererek büyüyün, genişleyin, benzer insan ve kurumları çevrenize katın.
  6. Kimsenin doğrusunu sorgulamayın: Doğru / yanlış o kadar kişisel bir konu ki sorgulayacak bir boyutu yok. Kimseyi bir görüşe ikna etmeye çalışmayın. Özellikle sorulmadıkça tavsiye vermeyin. Anlatılanı dinleyin ama çok gerekmedikçe kimsenin hayatına karışmayın. Yargılama olarak nitelendirilebilecek her tür söylemden uzak durun. İnsanları bölen, birbirine düşman eden tek yaklaşım onları sorgulayıp yargılamak. Herkesin doğrusu kendine.
  7. Temsiliyet yetkinizi kimseye vermeyin: Sizi bireyolarak kimsenin temsil etmesine ve sizin adınıza kararlar almasına güvenmeyin. Sivil toplum ve sosyal amaçlara dönün, burada zaman ve emek harcayın. Önemli gördüğünüz STK’lara üye olun ve onlarla beraber çalışın. Becerebiliyorsanız kooperatif ve benzeri çok ortaklı yapılar kurun ya da iyi yönetildiğinizi düşündüklerinize üye olun. Bu çok derin bir konu, sadece bu konuda başlı başına bir yazı yazılabilir ama kısa özet: Sizi ve çıkarlarınızı sizden başka kimsenin temsil edemeyeceğini anlayın.
  8. Politikacılardan ve din adamlarından uzak durun: Bunu açıklamaya çalışmayacağım, yanlış anlaşılıyor. Ama söylemeden de edemiyorum; her iki grubun da toplumsal ve bireysel açıdan hiç bir faydası yok.
  9. Büyük şehir yaşantısına kısa kaçışlarla da olsa alternatif yaratın: Çokönemli ama imkansız sandığımız bir konu. Öyle değil. Şehirde 1+1 ev alabileceğiniz fiyata köyde 5 dönüm arazi var; hem de teneşir vade ile. Alın dursun. Şimdi değilse şehirler tamamen yaşanmaz hale geldiğinde (en geç 10 sene sonra) ihtiyacınız olacak.
  10. Yavaş ve sakin yaşamaya çalışın: Kendinize iyi bakın, fiziksel sağlığınıza ve eğer sizin için önemli ise maneviyatınıza önem verin. Çok çalışmayın — sonu yok. Hiç spor yapamasanız da en azından yürüyün, bisiklete binin (elektriklileri de var artık) ya da koşun. Konu ilginizi çekiyorsa meditasyon yapın, beceremiyorsanız (benim gibi) becermeye çalışın, zamanla iyileşecektir.

Bu liste uzayabilir ama listenin makbulu kısa olanıdır. Herkesin de kendine göre bir listesi olabilir. Ben ileriye baktığımda yakın gelecekte içinde bulunduğumuz sistemin benim istediğim değişimi yaratmayacağını görüyor ama bireysel olarak atabileceğimiz adımlarla daha nitelikli bir yaşama doğru gidebileceğimizi düşünüyorum. Başkası bakıp farklı bir resim görebilir.

Önemli olan bugün başımıza kakılan ama aslında birbirinden pek de farkı olmayan ideolojilerin dışına çıkabilecek bir açıyla bakabilmek.

O zaman farklı görünüyor her şey.