Bir strateji olarak yapıcı düşünme

Çok yöntem denedim: Gayret, daha çok gayret, aşırı gayret, planlama, daha önceden planlama, daha detaylı planlama, her ihtimali göz önünde bulundurmaya çalışma, öngörü, lobi yapma, üretkenlik, daha çok üretkenlik ve daha nicesi. Çoğu tecrübeye dayalı ve emek bazlı yaklaşımlar. Hepsi iyi. Ama ilginç bir sonuca vardım: Bu yöntemlerin hiç biri istediğiniz sonuca yapıcı bir yaklaşımla odaklanmak kadar iyi sonuç vermiyor.

Okumaya devam et Bir strateji olarak yapıcı düşünme

Hesaplamalı Politika Üzerine

Büyük Veri, güç politikalarını ve kamuoyu fikrini nasıl etkiliyor?

Büyük veri Almanya’ya dünya kupasını kazanmak için yardımcı oldu, endüstriyel tasarımcıların daha rahat sütyen yapmasını sağladı. Anlamı henüz netleşmemiş olsa da bu popüler kavram herhangi bir teknoloji makalesine hareketlilik katacak cinsten. Hatta MIT Technology Review dergisi ve Bono’ya göre de siyaseti dahi kurtaracak!..

Okumaya devam et Hesaplamalı Politika Üzerine

Sakin kafayla IŞİD (ISIS) olayı…

Nereye baksanız IŞİD konusu: Onunla kim savaşıyor, kim/nasıl savaşacak, tehdidin büyüklüğü, uluslararası toplantılar, önlem alınmazsa yarın neler olabileceği, kim katıldı kim katılmadı tartışmaları.

Ve tabi elbette arada dolgu malzemesi olarak da acaba bu kez hangi masum insanları katlettiler, kadınları nasıl sattılar, kimin başını kestiler haberleri.

Okumaya devam et Sakin kafayla IŞİD (ISIS) olayı…

Yol Haritası

Nisan 2012 tarihli “Motorsporu Kurtulur mu?” başlıklı köşe yazısında Türkiye’deki motorsporlarının yapısından ve sporun ilerlemesi kavramına yüklenebilecek anlamdan kısaca bahsetmiş, Türk Motorsporlarının bildiğimiz yöntemlerle yaşatılmaya çalışılmasının sonuç getirmeyeceğinden bahsetmiştim: Türkiye’de motorsporlarının ilerlemesi için şekil değiştirmeye, kimi yönetimsel boyutlarının farklı içeriklerle kurgulanmaya ihtiyacı var. Sporun ticarileştiği çağdaş dünyada, finansal kaynağa şiddetle bağımlı olan bu sporun, ticaret gibi ele alınıp yönetilmesini sağlamak gerekiyor.

Okumaya devam et Yol Haritası

Jet Hızıyla yerli otomobil olmaz

1999 yılında Türkiye Otomotiv sektörü alışılmadık bir karakterle tanıştı: Siirt’te Otomobil fabrikası kuracağını iddia eden “Jet Fadıl” lakaplı Fadıl Akgündüz. Aynı dönem ‘Jetpa’ isimli uzun vadeli taksitlerle araç ve konut satan şirketin de sahibi olan ve daha sonra iflas eden ve hakkında tutuklama kararı çıkan Akgündüz, yerli otomobil tartışmalarının yoğunlaştığı bugünlerde aynı projeyi canlandırma iddiası ile yine gündemde.

Okumaya devam et Jet Hızıyla yerli otomobil olmaz

Muafiyet Muamması

Avrupa 2002, Türkiye otomotiv sektörü 2007 yılında yeni blok muafiyeti ile tanıştı: Otomobil bayileri münhasır (sadece bir marka satmaya zorlandıkları) bayilik sözleşmeleri imzalamak zorunda kalmayacak, belli standartlarını sağlayabildikleri sürece tek noktada birden fazla markayı sergileyip satabilecek ve servislerinde hizmet verebileceklerdi.

Okumaya devam et Muafiyet Muamması

Yatırımcının Otomotiv Karnesi

Türk otomotiv sektörünün halka açık altı şirketi var: Tofaş (Fiat), Ford Otosan, Doğuş Otomotiv, Karsan, Otokar ve Anadolu Isuzu. Otomotiv şirketlerimizin hisse senetleri IMKBʼde oldukça ilgi gören kağıtlar. Eğer borsada yatırımcı değilseniz, bu şirketlerin finansal performansları sizi ilgilendirmeyebilir diye düşünebilirsiniz ama halka açıklığı sayesinde sürekli yayınlanan finansal tabloları, Türk otomotiv şirketlerinin yapılarını, yönetim stratejilerini, performanslarını ve finansal durumlarını ortaya koyuyor. Bu köşede yılda iki defa halka açık şirketlerimizin finansal tablolarını hem otomotivci hem de yatırımcı gözünden inceleyecek, bu şirketleri daha yakından tanımaya, nasıl yönetildiklerini anlamaya, onlarla ilgili güncel bilgilerimizi finansal sonuçlarla ilişkilendirmeye çalışacağız. Analizimiz üç aşamadan oluşuyor: Temel finansal verilerin bir özeti, bu veriler kullanılarak üretilmiş metrikler ve son olarak da özet yorumlar.

Mayıs 2011 Otomotiv Karnesi pdf dosyası için lütfen tıklayın.

İflasın Böylesi…

Bundan sadece bir yıl önce otomotiv tarihinin en büyük iflasına tanık olduk: General Motors 2009 yılının haziran ayında Amerikan mahkemelerine iflas koruması talebinde bulundu. Bu olay hakkında çok konuşuldu, çok yazıldı. Ne de olsa dünyanın en büyük otomotiv markası batmıştı. Binlerce kişi işsiz kalacak, onlarca fabrika kapanacak, bir çok aracın üretimi duracaktı. Ama durum pek de beklendiği gibi olmadı: GM teknik olarak iflas etmiş olmasına rağmen üretim yapmaya, bayileri de satışa devam etti. Hatta aradan tam 13 ay geçtikten sonra GMʼin tekrar halka arz edileceği (borsada hisselerinin satılacağı) haberi geldi. Eğer iflas eden şirket ticaretine devam edebiliyorsa, bu nasıl bir iflastı Okumaya devam et İflasın Böylesi…